Başbakan Erdoğan: Aynı cesur tavrı onlardan da bekleriz.
https://baglumhaber.blogspot.com/2014/04/basbakan-erdogan-ayn-cesur-tavr.html
Başbakan Erdoğan, "Umut ediyorum ki gerek Ermenistan devleti gerek Ermeni Diasporası bizim bu yürekli adımımızı görür, aynı cesur tavrı onlardan da bekleriz" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Tarihle ve tarihin gerçekleriyle yüzleşme, Türkiye'nin yapacağı bir yüzleşme değildir. Bunu sadece bizim yapmamız yetmez. 100 öncesine ait acıları, trajedileri diri tutan her devlet bu yüzleşmeyi yapmaları gerekir. 100-200 yaşında hiçbir millet, hiçbir devlet reform yapamaz. İstikbalini sağlıklı şekilde inşa edemez." dedi.
"Biz geçmişin ağırlıklarından prangalarından, zincirlerinden cesaretle kurtuluyoruz" diyen Erdoğan, "Geçmişin korkularını tek tek söküp atıyor, Türkiye'nin önündeki korku duvarlarını yıkıyoruz. Bizim kadim tarihimizde utanacağımız, korkacağımız, çekineceğimiz hiçbir hadise bulunmuyor. Her hadiseyle yüzleştik ve yüzleşiriz" şeklinde konuştu.
Erdoğan, "Umut ediyorum ki gerek Ermenistan devleti gerek Ermeni Diasporası bizim bu yürekli adımımızı görür, aynı yürekli, aynı cesur tavrı onlardan da görür ve bekleriz." ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı tarihi olayların 100. yıl dönümlerine yaklaşırken, bu korkuları ve bu korkuların bir tehdit aracı olarak kullanılmasını artık masaya yatırmaları, bu
korkuların üzerine artık cesaretle gitmeleri gerektiğini belirterek, "Tarihle ve tarihin gerçekleriyle yüzleşmek, sadece bizim, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, milletimizin yapacağı bir yüzleşme değildir. Bunu sadece bizim yapmamız yetmez" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmaya, hafta sonu gerçekleştirdiği ziyaretlere değinerek başladı.
30 Mart seçimlerinde son iki şehir mitingini yapacağı Konya ve Kayseri'ye sağlıkta sıkıntı nedeniyle gidemediğini anımsatan Erdoğan, bunları telafi etmek, şükranlarını ifade edebilmek, toplu açılışlar gerçekleştirmek üzere cumartesi Konya, pazar Kayseri'de vatandaşlarla bir geldiğini anlattı.
Erdoğan, Konya'da toplam bedeli 169 milyon lira olan 34 farklı eserin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirdi.
Konya'nın, 30 Mart seçimlerinde, yüzde 64,3 oy oranıyla büyükşehirler arasında AK Parti'ye en fazla oy veren birinci büyükşehir olduğuna işaret eden Erdoğan, Konya'da 2009 seçimlerinde 31 ilçeden 20'sinin, son seçimlerde ise 26'sının AK Parti dediğini kaydetti. Erdoğan, bu sonuçtan dolayı Konyalılara şükranlarını dile getirerek, itimatlarını sarsmadan, emanetlerini gururla taşıyacaklarını belirtti.
Erdoğan, Konya'dan sonra Ereğli ve Karaman'ı ziyaret ettiğini, pazar günü ise Kayseri'de 598 milyon lira tutarındaki 72 farklı eseri resmi olarak hizmete açtıklarının altını çizdi. Erdoğan, Kayseri'de yüzde 59 oranında oy
aldıklarını, geçen seçimde 11 ilçeyi, son seçimde ise 12 ilçeyi kazandıklarını anlattı.
"100. YIL DÖNÜMLERİ
Başbakan Erdoğan, geçen hafta TBMM açılışının 94. yıl d ile Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladıklarını anımsatarak, 2014'ten itibaren 2023'e kadar bir dizi, çok önemli tarihi olayın 100. yıl dönümlerini idrak edeceklerini kaydetti.
Birinci Dünya Savaşı'nın, bu yıl 100. yıl dönümü olduğunu dile getiren Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı'nın, Osmanlı cihan devletinin tarih sahnesinden silinmesiyle sonuçlandığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin de bu savaşın ardından kurulduğunu anımsattı.
Erdoğan, 100. yılına ulaştıkları Sarıkamış Harekatı'nı da bu yılın sonundan itibaren farklı etkinliklerle idrak edeceklerini, şehitlikleri ve şehitleri, şehadetlerini 100. yılında farklı şekilde yad edeceklerini anlattı.
2015 yılının, önemli olayların 100. yılına denk geldiğini dile getiren Erdoğan, Çanakkale Zaferi'nin 100. yıl dönümünü, gelecek yıl farklı şekilde kutlayacaklarını vurguladı.
Erdoğan, 2018 yılının Osmanlı Devleti'nin savaştaki yenilgisini karara bağlayan Mondros Anlaşması'nın 100. yılı olacağına işaret ederek, "2019'da Gazi Mustafa Kemal'in, 19 Mayıs'ta Samsun'dan başlattığı harekatın,
ayrıca Sivas ve Erzurum Kongreleri'nin 100. yıl dönümü kutlanacak. 2020 yılında ise TBMM'nin açılışının, 2023 yılında da Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yıl dönümlerine milletçe ulaşacağız" diye konuştu.
"FARKLI GÖZLE BAKMAMIZ GEREKİR
Başbakan Erdoğan, bu ve buna benzer çok sayıda olayın yanı sıra gelecek yıl 1915 olaylarının da 100. yılına ulaşacaklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önemli hadiselerin genellikle 10, 50 ve . yıl dönümleri diğerlerinden farklı olarak ele alınır. Bu yıl dönümlerinde daha geniş, kapsamlı değerlendirmeler yapılır. Türkiye olarak, millet olarak tarihimizdeki çok önemli
hadiselerin 100. yıl dönümlerini idrak etmeye hazırlanırken, tarihe artık farklı gözlükle bakmamız gerektiğini düşünüyoruz. Hadiseler daha sıcakken, üzerinde yapılan değerlendirmeler yeterince sağlıklı olmuyor. Yine bir çok hadise sıcaklığını korurken, bu hadiselerin iç yüzleri de objektif şekilde ele alınmıyor ve alınamıyor. Daha ziyade tarih, güçlüler tarafından yazılıyor. Kendi tarihimiz bakımından biz bu talihsizliği maalesef çok derin ve çok acı şekilde yaşadık. Tarihimiz ya galipler ya da güçlüler tarafından çarpıtılarak yazıldı ya da bizzat kendi resmi tarihçilerimiz tarafından belli şablon içinde yine çarpıtılarak kayda geçirildi.
100 yıl, yani bir asır oldukça uzun bir zaman dilimi. Eskilerin deyimiyle, köprünün altından çok sular aktı. Zaman, yaralarının bir çoğunu tedavi etti. Eskiye ait çok sayıda tartışma, çok sayıda münakaşa artık yerli yerine oturdu. Dünya üzerinde devletler, genellikle arşivlerindeki gizli belgelere 50 yıllık gizlilik süresi koyarlar. Çok nadiren 100 yıllık gizlilik süreleri olur. 50 yıl, 100 yıl içinde tarihin gizli ya da açık hadiseleri, artık insan hafızasında bir yere oturur. Tabulardan, önyargılardan, politik kaygılardan azade şekilde konuşmaya başlanır. Bizim de millet olarak artık 100. yıl dönümlerine ulaştığımız bütün bu hadiseleri soğukkanlılıkla, önyargılardan, siyasi tartışmalardan uzak şekilde ele alma, gerçekleri olduğu gibi öğrenme ve öğretme vaktimizin geldiğine inanıyorum. Bizim 100 yıl önceki bütün bu olayları artık korkularımızdan arınarak, kurtularak ele almamız gerektiğini düşünüyorum."
"KORKULARIN OLUŞMASINA YOL AÇTI"
Erdoğan, Osmanlı Devleti'nin 1699'da Karlofça Anlaşması'nı imzaladığını, ilk kez toprak kaybettiğine işaret etti. Erdoğan, bu tarihten itibaren 1923 yılına kadar 224 yıl boyunca devletin, milletin, ecdatlarının, dedelerinin sürekli cepheden cepheye koştuğunu, nadir zaferlerin yanında sürekli büyük yenilgiler yaşandığını anlattı.
Çok büyük trajedilere maruz kaldıklarını, büyük göçleri, katliamları yaşadıklarını belirten Erdoğan, Anadolu ve Trakya'nın hemen her evin ailesinden fertlerin cepheye gittiğini, geri dönmediğini anlattı.
Trajedilerle dolu bu sürecin son derece doğal şekilde milletin hafızasında acı bir yer edindiğini, bir takım korkuların oluşmasına yol açtığını vurgulayan Erdoğan, "Asıl acı olan şudur ki, yaşanan bu acılar, korkular hem
Osmanlı Devleti'nin hem Türkiye Cumhuriyeti'nin bir takım yöneticileri, elitleri tarafından son derece elverişli istismar aracına dönüştürüldü. Milletin yaşadığı korkular, yine millet üzerinde bir tehdit, şekillendirme aracı olarak kullanıldı" diye konuştu.
"KORKULARLA YAŞAYAN HİÇBİR MİLLET REFORM YAPAMAZ"
Erdoğan, son 200 yıldır bu topraklarda bölünme ve irticanın, toplumu terbiye etmek için kullanılan, sonucu da alınan iki önemli korku olduğunu belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bazı tarihi hadiselerin 100. yıl dönümlerine yaklaşırken bu korkuları ve bu korkuların bir tehdit aracı olarak kullanılmasını artık masaya yatırmak, bu korkuların üzerine artık cesaretle gitmek zorundayız. Bu sadece 100
yıl önceki belli hadiseler için söylemiyorum. 100 yıl ve öncesinden bugüne gelen, belirsizliğini koruyan, resmi tarih şablonu içinde hapsolan ve sürekli istismar aracı olarak kullanılan her hadisinin artık tüm boyutlarıyla açığa çıkması en büyük arzumuzdur. İttihat ve Terakki Fırkası, 31 Mart Vakası, Balkanlar'daki, Hicaz'daki, Doğu Anadolu'daki isyanlar, 1915 olayları sağlıklı şekilde konuşulmamış, yazılmamış ve siyasi istismar aracı haline getirilmiş, her meseleyi açık yüreklilikle konuşalım diye bugüne kadar defaatle bunu ifade ettik. En başta
tüm bu meseleleri 100 yılın ardından artık siyasetin konusu, malzemesi olmaktan çıkaralım. Bilim insanlarına, tarihçilere, yani gerçek sahiplerine bu işi havale edelim dedik
Tarihle ve tarihin gerçekleriyle yüzleşmek, sadece bizim, sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, milletimizin yapacağı bir yüzleşme değil. Bunu sadece bizim yapmamız yetmez. 100 yıl öncesine ait korkuları, acıları,
trajedileri sürekli diri tutan, hatta bunları büyüten, bunları toplumlarını şekillendirmek için kullanan her devlet, millet de artık bu yüzleşmeyi yapmaları gerekir, yapsınlar diyorum. 100, 200 yaşında, korkularla yaşayan hiçbir devlet, hiçbir millet reform yapamaz, istikbalini sağlıklı şekilde inşa edemez."
"Ayrımcılığın ortadan kalkması için cesur olmalarını bekliyoruz"
Erdoğan, geçen hafta, 77 milyonun her bir ferdinin, kendisini bu ülkenin asıl sahibi olarak hissetmesini, özgüven içinde olmasını, başını öne eğmeden dimdik ayakta durmasını gönülden arzu ettiğini, bunun samimi hayaliyle
yaşadığını söylediğini anımsattı. Erdoğan, 12 yıldır, millete ve devlete bu özgüveni kazandırmanın mücadelesini verdiklerinin altını çizdi.
Erdoğan, geçen hafta ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunlar ve Mensuplar Derneği'nin, Kutlu Doğum Haftası dolayısıyla İstanbul'da düzenlenen törende de binlerce gence bunu anlattığını belirtti.
Bu ülkenin bir vatandaşının, etnik kökeni, mezhebi, dini, inancı, değerlerinden, yaşam tarzından dolayı eğer ayrımcılığa uğruyorsa orada zulüm olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz on yıllardır devam eden bu zulmü, bu
ayrımcılığı sona erdirmenin mücadelesini veriyoruz. Ama bununla birlikte bu ülkenin her bir ferdinin, bu ayrımcılığın ortadan kalkması için cesur, özgüvenli olmasını bekliyor ve istiyoruz" diye konuştu.
"ARTIK KORKMAYACAKSIN"
Erdoğan, AK Parti olarak 12 yıldır çok kararlı şekilde hem bu zulmün hem bu korkuların üzerine gittiklerini dile getirdi. Erdoğan, şunları söyledi:
"Türk müsün, korkmayacaksın. Kürt, Arap, Çerkez, Gürcü, Laz, Roman, Boşnak mısın, korkmayacaksın. Sünni, Alevi misin, artık korkmayacaksın. Namaz kıldığın, oruç tuttuğun, Kuran okuduğun, çocuğunu Kuran kursuna gönderdiğin, başörtüsü taktığın için artık çekinmeyeceksin, başını öne eğmeyeceksin, korkmayacaksın. Annenden öğrendiğin dili konuştuğun için mahcup olmayacak, korkmayacaksın. Düşünceni ifade etmekten, inandığın gibi yaşamaktan, yaşam tarzını muhafaza etmekten korkmayacak, çekinmeyeceksin."
"BÜYÜK DEVLETLERİN KORKUSU OLMAZ, BİZİM DE KORKUMUZ YOK"
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; "Bizim İstiklal Marşımızın millete ilk talimatı ‘Korkma' talimatıdır. Biz 12 yıldır lafta değil fiiliyatta korkmuyoruz. Biz geçmişin ağırlıklarından prangalarından zincirlerinden cesaretle kurtuluyoruz. Geçmişin korkularını tek tek söküp atıyoruz. Allah'a hamdolsun, bizim kadim tarihimizde utanacağımız, korkacağımız, yüzleşmekten çekineceğimiz hiçbir hadise bulunmuyor. İşte Dersim hadisesiyle yüzleştik. Peki ana muhalefetin genel müdürü yüzleşebildi mi? Çünkü Dersim'in destekleyicisi onlardı, faili onlardı. Hayır diyebiliyor mu? Hesabını veremedi, veremez. CHP'nin genel müdürü kalkıp bir cümle edemiyor. Niye? Hayatı bu. Faili meçhullerle yüzleştik, Diyarbakır cezaeviyle yüzleştik. Sivas çorum Kahramanmaraş Gazi mahallesi olaylarıyla yüzleştik. Korkularla yüzleştik. Yasaklarla yüzleştik. Biz üzerimize düşeni yaptık, yapmaya çalıştık. Yazılamayanların yazılmasını temin ettik. Her seferinde korkuların yersiz olduğunu gösterdik. Tekrar ediyorum, biz korkmayacağız. Biz tarihi farklı yazanlardan, tarihinden utananlardan olmadık ve olmayacağız. 1914- 1922 arasında dedelerimiz onlarca devletle savaş yaptılar. Rusya, İngiltere, Fransa, Yunanistan İtalya ile savaştılar. Bütün Arap coğrafyasıyla mücadele verdiler. Mustafa Kemal 1923'ten itibaren tüm bu devletlerle yeni bir savaş açtı. Mustafa Kemal tüm cepheleri görmüştü. Açık söylüyorum, yüz yıl öncenin kinine takılıp kalsak, bugün bölgemizdeki hiçbir ülkeyle iyi ilişkimiz olamaz. Esasen fertlerin devletlerin psikolojisi asırlık acıların üzerine bina edilemez. Her gün diri tutuluyor, büyütülüyorsa bu devletler ve milletler adına sağlıklı bir ruh hali olamaz. 12 yıldır açık açık söylüyoruz. Biz tarihimizle yüzleşmeye hazırız. Bunu başaracak olan siyasetçilerden önce bilim insanlardır. Biz arşivlerimizi açmaya da hazırız. Arşivlerimiz açık. Diyoruz ki, hıçkırıkları durduralım, ön yargıları kenara bırakalım. Objektif biçimde tarihi gerçekleri ortaya çıkaralım. Biz Türkiye olarak buna hazırız, korkumuz yok. Büyük devletlerin korkusu olmaz, bizim de korkumuz yok" dedi.
"AYNI CESUR TAVRI ONLARDAN DA GÖRÜR BEKLERİZ"
"Çok büyük acılar çekmiş bir millet olarak, yeryüzündeki her milletin acılarını anlarız" diyen Başbakan Erdoğan, "Acı çekenlerin hissiyatını çok iyi biliriz. Tarihi aydınlatmaya hazırız. Ortak acılarımızı anlamaya hazırız. Korkmadan çekinmeden sıkılı yumruklarla değil tokalaşarak konuşmaya hazırız. Bir asır önceki hadiselerin aydınlatılmasını isterken, acıları paylaşırken, karşı taraftan da bunu görmeyi arzuluyoruz. Gerek Ermenistan devleti, Ermeni diasporası bizim bu yürekli adımımızı görür, aynı cesur tavrı onlardan da görür bekleriz" dedi.
MISIR'DAKİ GELİŞMELER
Başbakan Erdoğan, "MHP'nin bir statüko partisi olmaktan kurtulamadığını, terörsüz bir Türkiye hedefine hala ısınamadığını görürsünüz. BDP'nin yakın tarihteki acıları aşamadığını, kısa süre aralıklarla yeni partiler kurduğunu görürsünüz. Arkadaşlar 30 Mart'a en zor şartlara giren parti biziz. Hani dışardan baksalar, Ak Parti'nin bu kadar çalıştığını görseler, zannederler AK Parti kaybetti. Sanki 12 yılda sekiz seçimi biz değil de onlar kazandılar. Şimdi de çok çok önemli hayati bir konuyu, sizin şahsınızda, dünya televizyonları olarak bizi takip edenlere buradan seslenmek istiyorum. Vicdanı sızlayan bir insan olarak seslenmek istiyorum. İdam karşı çıktığını söyleyen ülkelere ve o ülkelerin yöneticilerine sesleniyorum. Ben insanım diyenlere sesleniyorum. Dünya siyasi liderlerine sesleniyorum. Kardeş ülke Mısır'da askeri darbenin ardından yüzde 52 ile seçiliyor. Haklarını arayan insanların tutuklanmasını ve idamla yargılanmalarını kaygıyla takip ediyoruz. 5289 kişi hakkında 20 dakikada mahkeme idam kararı vermişti. Bunların 492'si müebbette çevrildi ama 37'sinin idam kararı onaylandı. Maalesef bu kararların ardından yeni 683 kararın ardından 9 dakikada idam kararı alındı. Dünyanın ilgisizliği, darbeyi susarak onaylaması, teşvik edici rol oynadı. Hatırlarsanız Tahrir'de batılı ülkeler bunu özgürlük hareketi olarak değerlendirdiler. Orada da sosyal medya, güya özgürlük adına önemli vazifeler gördü. Ancak katliamlar idamlar başlayınca, hem batılı ülkelerin sosyal medya hesaplarının sustuğunu gördük. Ukrayna'da gençleri sokağa dökmek için ortaya çıkan sosyal medyanın oraya karşı da sessiz olduğunu görüyoruz" diye konuştu.
"GEZİ OLAYLARINDA, BİZE KARŞI TAVIRLAR TAKINANLARA SESLENİYORUM..."
Başbakan Erdoğan, "Ülkemdeki Gezi olaylarında, bize karşı tavırlar takınanlar, başta yazılı görsel medya sosyal medya olmak üzere özellikle sesleniyorum. Orada 12 tane ağacın yeri değiştirilmişti. Bundan dolayı Türkiye'yi birbirine katmak isteyebileceğinizi zannediyordunuz. Burada 529 insanın idamına suskun kalmanızı, 693 idama suskun kalmanızı siz neyle izah edeceksiniz? Onlar insan değil mi? Onlara karşı ben sesleniyorum. Ey Doğan Grubu şimdi ne diyeceksin, ey Ciner grubu şimdi ne diyeceksin. İsim vererek konuşuyorum. Çünkü medyanın da bir namusu olmalıdır" dedi.
"MISIR HÜKÜMETİYLE DOST OLMAMIZ MÜMKÜN DEĞİLDİR"
Başbakan Erdoğan, "Dün Alman Cumhurbaşkanı'na da söyledim. Hani AB üyesi ülkelerde idam yasaktı. Ben AB'de ciddi çıkış görmüyorum. Olamaz böyle şey diyor. E ne olamaz? ABD var mı böyle bir ses, Rusya'da var mı ses, yok. Ama Tayyip Erdoğan veya AK Parti bu konuda konuştuğu zaman, işte bunlar Müslüman oldukları için böyle konuşuyorlar ucuzluğuna gidiyorlar. Bu iş bu kadar kolay değil. Eğer insanın değeri varsa, bunu kim olursa olsun ortaya koymak zorundasınız. Benim için Ukrayna'da öldürülen de aynıdır, Mısır'da öldürülen de aynıdır. Ne diyoruz, zalimler için yaşasın cehennem diyoruz. Biz bu zulüm kokan Mısır hükümetiyle dost olmamız mümkün değildir. Bunu düşünerek kanım donarak söylüyorum. Bunu söylemezsem, Allah'a bunun hesabını veremem. Bugün değilse ne zaman konuşacağız. CHP ne der, MHP ne der buna mı bakacağız? Yoksa biz hakimler hakimi ne der ona mı bakacağız" dedi.
"BUNUN HESABINI VEREMEYENLER GELİP BİZE AKIL VERMESİNLER"
Başbakan Erdoğan, "Batı'da şahsımla alakalı olumsuz yayınları çok iyi biliyoruz. Bizim hakkımızda böyle yayınlar yapıyorsa doğru istikametteyiz demektir. Almanya'da 8 vatandaşımız öldürülüyor, bunun hesabını veremeyenler gelip bize akıl vermesinler. Türklerin evleri kundaklanıyor, bunun hesabını Almanya soramıyor, gelip bize akıl veriyor, sen o aklı kendine sakla. Allah'a hamdolsun 30 Mart'ta milletimiz aktif barışçı mazlumların yanında duran dış politikamıza da haklı çıktı. Hale bak, bize gelip basın şöyle böyle. Büyük bir kısmı bizden önce içeri girmişlerdir. Silahla yakalanan tipler bunlar. Tablo bu dedim, haberiniz var mı? Ses yok. Bilgilendirme farklı. Bir taraftan şoke olurken, diyoruz ki sizde bölücü terör örgütünün binlerce mensubu var. ev sahipliği yapıyorsunuz, eğer terörle ortak mücadelemiz olacaksa, burada da dayanışma içerisinde olmamız şart" dedi.
